“Bir damla su bile denize gitmemeli”
Güzelyurtlu ziraat mühendisi Ertan Uluca’nın bu sözü, hem tarıma hem de suyun değerine bakışını özetliyor. Ancak bu bakış, yalnızca bireysel bir felsefe değil; AB fonlarıyla hayata geçirilen Atık Su Arıtma Tesisi sayesinde bölge halkı için somut bir kazanıma dönüşme hikayesinin de temelinde yatan bakış açısıdır.
Güzelyurt bölgesi, uzun yıllar kanalizasyon altyapısından yoksundu. Evlerdeki foseptik kuyular, hem çevre hem de insan sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturuyordu. Kontrolsüz boşaltımlar yeraltı sularını kirletiyor, kötü kokular yaşam kalitesini düşürüyor, hijyen sorunları yaratıyordu. Artan nüfusun altyapı ihtiyacını karşılanması da zorlaşıyordu.
2005’te başlatılan girişimle, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik Yardım Programı kapsamında finanse edilen ve BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan Yerel Altyapı Hizmetleri (LIF) aracılığıyla dünya standartlarında inşa edilen Güzelyurt Atık Su Arıtma Tesisi hayata geçti. 2021–2023 yılları arasında yürütülen kapasite artışı projesi ise Ağustos 2023’te tamamlandı. Bu kapasite artışı ile tesisin biyolojik arıtma kapasitesi günde 2.694 m³’e yükseltildi. Proje kapsamında ızgara ve kum tutucular, biyolojik ve ileri arıtma üniteleri, koku kontrol sistemleri, enerji geri kazanımı ve acil güç kaynağı gibi modernizasyonlar yapıldı.
Bu iyileştirmeler, arıtma verimliliğini artırırken tesisin çevresel etkisini de en aza indirdi. En önemlisi ise yapılan modernizasyon sayesinde arıtılmış su tarım için istikrarlı ve öngörülebilir bir kaynak olarak planlanabilir hale gelmiş olması.
Uluca’ya göre Kıbrıs’ın kurak ikliminde bu tesis hayati bir rol oynuyor. İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklık her yıl artarken, dış kaynaklardan gelen su yalnızca yedek olarak görülmeli. “Yerel su kaynaklarını korumak ve boşa giden her damlayı geri kazanmak zorundayız,” diyor.
Arıtılmış suyun yeniden kullanımı, özellikle zeytin ve narenciye gibi ağaçların sulanmasında verimi destekliyor ve kuraklık dönemlerinde tamamlayıcı sulama imkânı sağlıyor. Tesisin en önemli katkılarından biri de yeraltı sularındaki azot kirliliğini önlemek. Kontrolsüz boşaltımların son bulması hem ekoloji hem de halk sağlığı açısından çok kritik bir öneme sahip. Uluca’ya göre, yaprağı doğrudan tüketilen bitkilerde mikrobiyal risk nedeniyle kullanımı önerilmese de, ağaç sulamasında güvenli ve sürdürülebilir bir alternatif kaynak oluşturuyor.
Güzelyurt, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde narenciyenin en yoğun üretildiği bölge. Sebze üretiminin de büyük kısmı Lefke ve Güzelyurt havzasından çıkıyor. Bu tür yüksek talep gören ürünlerde arıtılmış suyun entegrasyonu yalnızca üretim planlamasını kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeraltı kuyularındaki baskıyı da azaltıyor. Uluca, sulama ihtiyaçlarını şu şekilde özetliyor: zeytinin yıllık su ihtiyacı 800–900 metre küp, patatesin ise yaklaşık 400 metreküptür . Bu ihtiyacın önemli bir kısmının zaman içerisinde arıtılmış su ile karşılanacabileceğini öngörüyor.
Proje ve yarattığı olumlu etki, çevresel kazanımların yanında sosyo-ekonomik kazanımlar elde edilmesine de yardımcı oldu. Uzun yıllar günlük yaşamı aksatan kötü kokuların ve hijyen sorunlarının azalması, yerleşim bölgelerinde yaşam kalitesini artıran önemli bir faktör. Uluca’nın evinin bulunduğu mahalle de artık kanalizasyon sistemine bağlanmış durumda. Çiftçiler içinse tesis, kuraklık koşullarında sulama programlarını sürdürmeleri açısından potansiyel bir can simidi olarak görülüyor. Uluca bu çeşitliliği şöyle özetliyor: “Bir kısmını yeraltından, bir kısmını barajlardan, bir kısmını ise arıtmadan sağlayabiliriz. Zamanla arıtmadan gelen suyun daha da fazla kullanılması önemlidir; özellikle ağaç sulamasında.”
Bölge aynı zamanda yapısal bir sorunla da karşı karşıya: genç nesillerin tarıma olan ilgisinin azalması. Uluca’ya göre modern altyapı ve etkin su kullanımı, tarımı yeniden cazip hale getirebilir. Verimlilik artışları, maliyetlerde öngörülebilirlik ve çevresel risklerin azalması, gençlerin yeniden tarıma yönelmesi için yeni fırsatlar yaratabilir. Uluca, geri dönüşümün önemini şu sözlerle dile getiriyor: “Geri dönüşüm yalnızca su için değil, her şey için en önemli değerdir.”
AB destekli bu proje, yalnızca çevresel bir iyileşme değil; aynı zamanda bölge tarımının sürdürülebilirliği, halk sağlığının korunması ve doğal kaynakların verimli kullanımı açısından da stratejik bir adım oldu. Uluca’nın da belirttiği gibi, “Güzelyurt Atık Su Arıtma Tesisi gibi projeler suyun geleceği için vazgeçilmezdir. AB’nin çevre ve tarım için sağladığı bu destek hayati önemdedir.”
Proje hakkında:
Yerel Altyapı Hizmetleri (LIF), Avrupa Birliği tarafından Kıbrıs Türk toplumuna yönelik Yardım Programı kapsamında finanse edilmekte ve 2018’den bu yana BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanmaktadır. Amacı, Kıbrıs Türk toplumunda çevresel, sosyal ve ekonomik alt yapıyı geliştiren projelerin tasarımı ve uygulanması için destek ve teknik yardım sağlamaktır. Projeler, paranın karşılığını garanti altına almak ve toplumsal kapasiteyi artırmak amacıyla rekabetçi bir süreçle verilir, gerektiğinde acil destek de sağlanır. UNDP, fizibilite çalışmalarından proje tasarımına, ihale belgelerinin hazırlanmasından tedarik sözleşmelerinin yönetimine kadar uygulamanın tüm yönlerini yönetmektedir. 2018’den bu yana Avrupa Komisyonu, LIF faaliyetlerine yaklaşık 36,67 milyon Euro ayırmıştır.
Daha fazla bilgi için: https://www.undp.org/cyprus
